7 Mart 2018 Çarşamba

SUS...!/ 24.BÖLÜM


24.BÖLÜM

Çağrı’ya notum…

Arayan annemdi. Ben şimdi mezarlığa doğru gidiyorum gelişmeleri sana anlatırım dedi. Bana ne yaptığımı sorunca arabayı aldım evin önüne getirmedim bir yerde duruyor. Sen şu mezar işini bir an evvel hallet hemen gel diyebildim. Bıçaklandığımdan bahsetmedim. Ama en kısa sürede buradan gitmemiz lazım anne yarın için sana uçak bileti alayım mı dedim. Tamam, yarın saat öğleden sonra ki bir saate al. O zamana kadar her şeyi halletmiş olurum dedi.
Öyle de yaptım. Hemen bilet işini hallettim. Dikişlerim ağrıyordu. Ama yine de yavaş yavaş eşyalarımı toplamaya başladım. Zaman geçmek bilmiyordu. Annemi mezarlıkta gözümün önüne getirmeye çalıştım. Sırf Kenan anlamasın diye orada bulunmak zorunda olması beni çok üzüyordu ama elimden de bir şey gelmiyordu. Ondan bir haber gelir diye gözüm hep telefondaydı. Nihayet beklediğim telefon saat dörde doğru geldi. Annem, her şey bitti Seral dedi. Mezarlığa gittiğimde Kenan oradaydı. Adamlara talimatlar verdi. Benimle doğru dürüst konuşmadı bile. Ben adamlara ödemeyi işleri bitince yapacağım diye ısrar edince ben de tamam dedim. Ama mezar yapımı bitene kadar orada bekledim mecburen. Gerçek olmasa bile o mezar taşın üstünde adını görmek beni kahretti. Çok şükür ki yaşıyorsun canım kızım demiş ve ağlamaya başlamıştı. Canım ammen benim için nelere katlanmak zorunda kalmıştı. Ama bu kötü günler geçecek ve bundan sonra hiç ayrılmayacaktık.
Biraz sonra annem gelecek. Heyecandan yerimde duramıyorum. Bu evde yapmam gereken son bir şey kalmıştı. O da Çağrı’ya bir not yazmak. Ona İstanbul’a dönmeye karar verdiğimi yazdım. Yaptığı her şey için ona teşekkür ettim. Psikolojim çok bozuk bu yaşananlardan dolayı artık yalnız yaşamak istediğimi yazdım. Bugüne kadar bana gösterdiği nazik, asil davranışını devam ettirmesini ve en önemlisi beni aramamasını rica ettim. Bana aldığı telefonu da notun yanına bıraktım.

















SUS...!/23.BÖLÜM


23.BÖLÜM

Korkularım….

Yeni aldığım arabanın anahtarı cebimde olduğunu bildiğimden ondan bahsetmemiştim. Polis parayı ve telefonu almışlar bastonunu almamışlar demek ki para için sana saldırdılar demişti. Birde adresim ile telefon vermen gerekiyormuş. Bir şey bulurlarsa bana ulaşmak için. Mecburen Çağrı’nın bana aldığı kimlik ile o evin adresini verdim sonra da hastanenin çıkış kapısına doğru ilerledim. Çaktırmadan etrafı izliyordum. Şu ana kadar herkesten her şeyden korkup susmak zorunda olmak yetmemiş gibi birde bu adamlar çıkmıştı. Peruk alırken satıcının bana iade ettiği yirmi lirayı kot pantolonumun cebine koymam mucize gibi gelmişti. En azından arabamın olduğu yere kadar bu para ile gidebilecektim. Derken hastaneye doğru panikle ağlamaklı şekilde koşan bir kalabalık gördüm. Gözlüklerimin altından onları izlemeye başladım. İki tane yedi sekiz yaşlarında iki kız çocuğu baba, baba diye bağırıyor ağlıyorlardı. Üç dört kadın da aynı şekilde feryat ediyorlardı. Merdivenlerden çıkıp kapıda ki güvenliğe kocamı bıçaklamışlar nerede diye sorunca o benim gördüğüm adam olduğunu anladım. Dizlerim titremeye başlamıştı. Demek ki iki küçük kızı varmış. İçim parçalanmıştı. Acaba bilselerdi benim babalarının katilini gördüklerimi ne düşünürlerdi ne söylerlerdi? Ama şu an kendi hayatım da tehlikeydi. Onlarla konuşmam bunu söylemem imkansızdı. Bana yine susmak ve oradan biran evvel kaçmak kalmıştı. Yaklaşan bir gence beni bir taksiye bindirmesini istedim. Arabamın olduğu alışveriş merkezinin alt katında ki park yerine geldim. Beni bıçakladıkları yer bu alışveriş merkezi olduğu için çok daha dikkatli olmalıydım çok da korkuyordum ama bir an evvel de buradan başka yere gitmem gerekiyordu. Arabanın içinde hemen peruklardan birini başıma geçirdim. Ama sanki bu peruk beni saklamaya yetmeyecekti. Yani farklı bir şey ile kendimi saklamam gerekiyordu. Bunun için bu alışveriş merkezine çok ters yönde ki bir yere doğru gidip arabayı oraya park ettim. Sonra yakınında ilk gördüğüm mağazaya girdim. Başıma bir eşarp uzun bir pardösü alıp tamamen farklı bir kılığa büründüm. Şimdi içim rahatlamıştı.  Kafamda ki bu türbanımla gözlüğümle tanınmama imkan yoktu. Sıra telefon ile yeni bir hat almaya gelmişti. O kadar şeyi kısa sürede halletmeye çalışmaktan çok yorulmuştum. Karnımda ki dikişlerim ağrımaya başlamıştı. Hemen girdiğim ilk telefoncudan telefonu da hallettikten sonra bir taksi ile eve gittim. Bu başıma gelenlerden dolayı annemle konuşamamış onu çok merak etmiştim. Eve gelir gelmez hemen annemi aradım. Saat akşamın sekizi olmuştu bu yüzden annemim telefonu açmamasını sorun etmemiştim. Kendime yiyecek bir şeyler hazırlayıp ağrı kesici içtim. Kafamda ki düşüncelerden kurtulmam gerekiyordu. O iki küçük kızı düşünmemem gerekiyordu.  Televizyonun karşısına geçip kanal gezinmeye başladım. Sonra ağrı kesicinin etkisiyle uyuya kalmışım. Sabah çalan telefonun sesiyle yerimden fırladım…