Bir çanta dolusu para, yeni
kimliklerimiz ve Tarçın ile yeni hayatımıza doğru yola çıkmıştık. Yolculuğumuz
çok uzun sürdü. Anneme önce bu yaralanma işinden bahsetmeyecektim ama evin
önünden ayrılırken taksiye eşyalarımızı taşımak zorunda kalınca dikişlerimi riske
atmamak için söylemek zorunda kalmıştım. Yol üstünde birçok kez motellerde mola
verdik dinlendik. Ama annemin ısrarı üzerine bir sağlık ocağına uğrayıp
pansuman yaptırdık ve yolumuza devam ettik. Sonunda Özdere’ye gelmiştik. Hemen
bir otele yerleştik. Birkaç saat dinlendikten sonra en yakın emlakçıya gittik.
Bahçeli bir ev aradığımızı söyledik. Emlakçı birkaç ev gösterdi sonunda da birinde
karar kıldık. Diğerlerine göre daha küçük ama bakımlı bir evdi. Kapısında da güvenliği
olan küçük bir site içinde bulunuyordu. Özellikle güvenlikli olması bizi çok
rahatlatmıştı. Annemde çok beğenmişti bu evi. Tarçın için kulübe bile vardı.
Hem de daha önce ki ev sahipleri tarafından özenle yaptırılan oldukça konforlu
bir kulübe idi. Hemen tuttuk evi sonra otelimize geri döndük. Sıra evin içine
eşyalar almaya gelmişti. Annemle bu işler için koşuşturmak beni hiç yormuyor
hatta son derece mutlu ediyordu. Kenan bana hele bir evlenelim sonra rahat
rahat eşya seçer senin istediğin gibi döşeriz evimizi demişti. Ama sadece lafta
kalmıştı. Gerçi kendi evimizin yanında Kenan’ın evi saray gibi gelmişti. Çünkü
bizim öyle güzel, büyük bir evimiz hiç olmamıştı. Kenan’da zevkli adamdı evini
de çok güzel döşemişti ama işte yeni evleniyorum o heyecanı kendim yaşamak
istediğim şeyleri almak istiyordum ama kocamın bencilliği yüzünden bu da nasip
olmamıştı. Oysa şimdi annemle beraber zevkle eşyalarımızı almış ve yerleşmiştik.
Kendimi rahatlatmak için, her şey
güzel, tehlikelerden uzağım, annem yanımda diyordum ama o hastanede çocukların ağlamaları,
baba diye feryatları gözümün önünden hiç gitmiyordu. Bir hafta sonra anneme
dayanamayacağımı Sinop’a gidip o çocukları göreceğimi söyledim. Annem önce
itiraz etti, ya Çağrı seni görürse, arıyorsa bunca emek boşa gider en önemlisi
hayatın tehlikeye girer dedi ama dinletemedi. Çünkü gözüme uyku girmiyordu. Tanınmamak
için başımı örttüm uzun bir kıyafet giydim ve Sinop’a gittim. İlk işim hastanenin
morguna gitmek oldu. Görevliye ölen kişinin ev adresine ulaşmam lazım, benim
kardeşim olurdu ben yıllardır görüşmüyordum küsmüştük ama yeğenlerim için
bulmalıyım dedim. Görevli bana senin doğru söylediğini nereden bileyim. Adam
normal yoldan ölmemiş ki, öldürülmüş deyip adresi vermeyi reddetti. Görevliye,
ne olur ya benim içim yanıyor. Bir aileye yardım etmiş olacaksınız deyip
masasının üzerinde duran kayıt defterinin arasına 200 lirayı sıkıştırıverdim.
Gördü ama görmemezlikten geldi ve ikna olmuş gibi tamam deyip adresi bir kapıda
yazdı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder