9 Mart 2018 Cuma

SUS...! /25.BÖLÜM


Yolculuk…  

Bir çanta dolusu para, yeni kimliklerimiz ve Tarçın ile yeni hayatımıza doğru yola çıkmıştık. Yolculuğumuz çok uzun sürdü. Anneme önce bu yaralanma işinden bahsetmeyecektim ama evin önünden ayrılırken taksiye eşyalarımızı taşımak zorunda kalınca dikişlerimi riske atmamak için söylemek zorunda kalmıştım. Yol üstünde birçok kez motellerde mola verdik dinlendik. Ama annemin ısrarı üzerine bir sağlık ocağına uğrayıp pansuman yaptırdık ve yolumuza devam ettik. Sonunda Özdere’ye gelmiştik. Hemen bir otele yerleştik. Birkaç saat dinlendikten sonra en yakın emlakçıya gittik. Bahçeli bir ev aradığımızı söyledik. Emlakçı birkaç ev gösterdi sonunda da birinde karar kıldık. Diğerlerine göre daha küçük ama bakımlı bir evdi. Kapısında da güvenliği olan küçük bir site içinde bulunuyordu. Özellikle güvenlikli olması bizi çok rahatlatmıştı. Annemde çok beğenmişti bu evi. Tarçın için kulübe bile vardı. Hem de daha önce ki ev sahipleri tarafından özenle yaptırılan oldukça konforlu bir kulübe idi. Hemen tuttuk evi sonra otelimize geri döndük. Sıra evin içine eşyalar almaya gelmişti. Annemle bu işler için koşuşturmak beni hiç yormuyor hatta son derece mutlu ediyordu. Kenan bana hele bir evlenelim sonra rahat rahat eşya seçer senin istediğin gibi döşeriz evimizi demişti. Ama sadece lafta kalmıştı. Gerçi kendi evimizin yanında Kenan’ın evi saray gibi gelmişti. Çünkü bizim öyle güzel, büyük bir evimiz hiç olmamıştı. Kenan’da zevkli adamdı evini de çok güzel döşemişti ama işte yeni evleniyorum o heyecanı kendim yaşamak istediğim şeyleri almak istiyordum ama kocamın bencilliği yüzünden bu da nasip olmamıştı. Oysa şimdi annemle beraber zevkle eşyalarımızı  almış ve yerleşmiştik.
Kendimi rahatlatmak için, her şey güzel, tehlikelerden uzağım, annem yanımda diyordum ama o hastanede çocukların ağlamaları, baba diye feryatları gözümün önünden hiç gitmiyordu. Bir hafta sonra anneme dayanamayacağımı Sinop’a gidip o çocukları göreceğimi söyledim. Annem önce itiraz etti, ya Çağrı seni görürse, arıyorsa bunca emek boşa gider en önemlisi hayatın tehlikeye girer dedi ama dinletemedi. Çünkü gözüme uyku girmiyordu. Tanınmamak için başımı örttüm uzun bir kıyafet giydim ve Sinop’a gittim. İlk işim hastanenin morguna gitmek oldu. Görevliye ölen kişinin ev adresine ulaşmam lazım, benim kardeşim olurdu ben yıllardır görüşmüyordum küsmüştük ama yeğenlerim için bulmalıyım dedim. Görevli bana senin doğru söylediğini nereden bileyim. Adam normal yoldan ölmemiş ki, öldürülmüş deyip adresi vermeyi reddetti. Görevliye, ne olur ya benim içim yanıyor. Bir aileye yardım etmiş olacaksınız deyip masasının üzerinde duran kayıt defterinin arasına 200 lirayı sıkıştırıverdim. Gördü ama görmemezlikten geldi ve ikna olmuş gibi tamam deyip adresi bir kapıda yazdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder